Ana Sayfa|Arsiv|Dergi|Vakıf|İletişim|Künye
Çeçenya'da Ölüm tugaylarının perde arkası
12/09/2011 15:19
İgor Kalyapin

Çeçenya’da savaş resmi olarak sona erdi ancak siviller halen bölge yetkilileri tarafından kaçırılıyor, işkence görüyor ve öldürülüyorlar. İşkence Karşıtı Komite’nin başkanı İgor Kalyapin kurbanlar için adalet arayışında ne kadar harikulade ve bir o kadarda tehlikeli bir iş yapıldığını Svetlana Reiter’a anlatıyor.

İşkence Karşıtı Komite Çeçenya ve Başkurdistan’ın da aralarında olduğu Rusya’nın beş bölgesinde faaliyet gösteriyor. Tüm bölgelerde görevimiz soruşturma birimlerini (önceden Savcılık Ofisi deniyordu şimdi ise ‘Soruşturma Komitesi’) polis ya da diğer özel birim üyeleri tarafından işlenen suçları düzgün bir şekilde soruşturmaya zorlamaya çalışmaktan ibaret.

Soruşturmacılar çoğu zaman şuçluları adalete teslim etmeye hevesli değiller ve onlara getirilen bir davanın ilerlememesini nasıl garanti edecekleri konusunda tecrübeliler. Ama İşkence Karşıtı Komite olarak bizde oyunun kurallarını biliyoruz ve elimizden geldiğince soruşturmacıların davaları tıkamalarını engelliyoruz. Sivil toplum kuruluşlarının kendi soruşturmalarını gerçekleştirmelerini ve sonuçlarını cezai sürece dahil etmelerini sağlayan bir dizi yasal prosedür bulduk, soruşturmacılar onlara karşı savaşsa bile.

Sıradan bölgelerde iş hiçbir zaman kolay olmuyor ancak mahkemeye götürdüğümüz davaların büyük bir kısmında başarılı olduk. Şu ana kadar ki davaların %75’inde devlet görevlileri (çoğunlukla polisler) yasadışı şiddet kullanmaktan suçlandılar.

Çeçenya’da da kaydadeğer başarılarımız oldu. Önceleri federal askerlerin bulaştığı olaylarda başarılı bir şekilde birçoğunun cezalandırılmasını sağladık. Ancak şimdilerde federal birliklerin işi yerel polis ve özel servislere bıraktığı Kadirov’un Çeçenyası’nda iş giderek zorlaşıyor ve adalete giden yoldaki sıradışı engeller uzun uzun anlatmaya değer.

Federaller

Çeçenya’daki davalarımızdan biri hiç belaya bulaşmamış olan spor salonu hocası Alaudi Sadıkov ile ilgiliydi. Başkent Caharkale’de sokakları süpüren bir grupta çalışan yaşlıca bir adam. 2000 yılında bir gün çöp yığınlarını ayıklarken yanından zırhlı bir personel aracı geçti. Araç durdu ve sürücü bir sokağa nasıl gideceğini sordu. Sadıkov yolu tarif etti ancak araçtakiler “Olmaz, binde bize yolu göster” dediler. Caharkale’de görevlendirilen oldukça uzaktaki merkezi Sibirya şehri Hanti-Mansiisk’ten polislerin olduğu bir polis karakoluna götürüldü. Onu bir kalorifer peteğine bağladılar, kulağını kestiler, kızgın çubukla avuç içlerini yaktılar ve vurarak tüm dişlerini döktüler. Üç ay sonra bir yol kenarına atıldı. Sadıkov yarı ölü bir halde evine kadar sürünebildi ve ertesi gün savcılık ofisine ifade verdi.

Ondan ne elde etmeye çalıştıkları belli değil, sadece işkence etmek istediler. Caharkale’nin Oktyabrski bölge polis merkezinde oluşturulan uyduruk bir toplama kampında tutuldu. Savcılık ofisi buna göz yumdu ve onu Çeçenya’yı ziyaret eden Avrupalı diplomatlardan gizlediler.

Sadist polislerin kimlikleri belirlendi (hem bizde, hem de resmi soruşturmacılarda onların kişisel bilgileri mevcut) ancak hepsi Hanti-Mansiisk’e geri gönderildiler ve polis kuvvetlerinde görev yapmaya devam ediyorlar. Soruşturmanın durmasının nedeni var: bu polislerin Çeçenya’ya geldiklerine bile dair hiçbir resmi kayıt yok ve soruşturmacılar polisleri teşhis etmek için Hanti-mansiisk’e gittiklerinde onlara “Herşey yolundayken burdan gidin. Kendi insanlarımızı teslim etmeyiz. Bu delikanlılar birer kahraman çünkü devrim karşıtlarının icabına bakmak için yapılan bir operasyona katıldılar “ dendi. Sonuç olarak davayı AİHM’ye götürmek durumunda kalındı ve Rusya kurban Sadıkov’a yaklaşık olarak 90 bin avro ödemeye mahkum edildi. Yani, kulak kesmekten zevk alan kişilere polis denirken, Hanti-Mansiisk’ten kahramanların bu ‘cesur eylemlerinin’ bedelini bizler, Rus vergi mükellefleri ödüyoruz.

Yerel polis: Kadirov’un adamları

Çeçenya’nın vadilerindeki büyük çaplı çatışmalar uzun zaman önce son buldu ancak görünüşte zengin olan bu bölgede adam kaçırma olayları halen devam ediyor. Kaçırmalar tanınmalarını zorlaştırmak için araçlarındaki numaraları boyayan ve maske takan federal polisin alanıydı. Şimdi tanınmak sorun değil: bu tür zalimlikler yapanlar genelde yerel polisler ve isimlerini ve hangi karakolda görevli olduklarını biliyoruz. Birini tutuklarken belgelerini gösteriyorlar ve evinden alıyorlar. Ve bu kadar; tutuklanan kişi kayboluyor ve beş yıl içerisinde Kadirov’un sözde ‘polislerinden’ hiç biri mahkemeye çıkarılmadı. Bu olayın resmi tanımlamasında ‘Bilinmeyen kişiler tarafından kaçırıldı’ yazar, her ne kadar bölgedeki herkes bu ‘bilinmeyen kişilerin’ kim olduklarını bilsede.

Bu açık suçun Rus kanunlarında nasıl tanımlanabildiğinden bile emin değilim. ‘Kaçırma?’ Pek değil çünkü insanlar gizli bir şekilde kaçırılır ancak bu olaylarda herşey açık bir şekilde, sıklıkla da gösterişli bir biçimde yapılıyor. ‘Tutuklama?’ Yine hayır, çünkü tutuklama bir iddianame, kanun tarafından belirlenen bir yerde hapis, avukat tutma hakkı gibi şeyler gerektirir. Bununla birlikte uluslararası kanunda bu durum için daha iyi bir ifade var: ‘Zorla alıkonma’. Rusya iki sene önce bu tür suçları kapsayan BM sözleşmesini imzaladı ancak her zaman olduğu gibi insanlar Çeçenya’da iz bırakmadan kaybolmaya devam ediyorlar. Akrabalar Soruşturma Komitesine gittikleri zaman cezai kovuşturma başlatılıyor ama davalar asla soruşturulmuyor. Zaman içerisinde bu tür davalar arşivlendi: Memorial insan hakları organizasyonunun tahminine göre, bu türde 3000 kadar dava var.

2 Numaralı Soruşturma Bürosu

Yine de Kadirov’un adamları ile ilgili bir olay başarılı bir şekilde soruşturuldu. Suçlar 2005’de işlenmesine rağmen duruşma 2007’de Çeçenya Yüksek Mahkemesinde yapıldı.

Ruslan Asuyev, İslam Agayev ve Aslan Camulayev yok ettikleri direnişçi sayısını arttırarak kariyerlerini hızlandırmak isteyen 3 polisti. Operasyon metodlarında prestijli kişilere polis görevleri teklif etmek ve onları mülakata çağırmak vardı. Orada gelenlere kamuflaj kıyafetleri giydirme işlemine geçiyor, silahlandırıyor ve onlara kaçmalarını söylüyorlardı ve daha sonra onları vurup öldürüyorlardı. Kurban silah taşıdığı için militan olarak geçiştirilebilirdi. Diğer olaylarda kadınlar sokakta kaçırıldı ve öldürüldü; daha sonra polisler kadınların militan olarak etiketlenmeleri için bellerine intihar bombacılarının taktıkları kemerlerden taktılar.

‘Başarı oranları’, tahmin edilebileceği üzere, sıradışı idi ve kariyerleri kelimenin tam anlamıyla uçuşa geçmişti. Ayrıca Dağıstan ve İnguşetya’ya da baskınlar düzenlediler, orada iş adamlarını kaçırdılar ve fidye istediler. Bu onların mahvolma sebepleriydi. Çalışanları insan hakları ihlalleri gerçekleştirmeye pek de yabancı olmayan 2 numaralı Soruşturma Bürosu Asuyev çetesinin ne işler çevirdiğini ortaya çıkardı, suçlular yargılandı ve mahkum edildi. O zaman bu büro Kadirov’un rakiplerine cevap vermiş oldu ve o zamandan beri Kadirov bu büronun zayıf itibarını nüfuzlu rakiplerinin ayağını kaydırmak için kullanıyor ve dikey güç yapısındaki tam kontrolünü sağlamlaştırıyor.

Estemirova

2000’in ortalarında yasadışı şiddet uygulama yetkisi yavaş yavaş federallerden Kadirov tarafından kontrol edilen yerel güvenlik güçlerine aktarıldı. Sonuç olarak dört yıl önce federallerden ziyade Kadirov’un yeni polisleri hakkında şikayetler almaya başladık. Çeçenya şubemizdeki çalışanlar her seferinde şüphelilerin belli üç kişiden birine hesap veren kişiler olduklarını söylediler: Millet vekili Adam Delimhanov, Başbakan yardımcısı Magomed Daudov ya da OMON (özel servisler) başkanı Alikhan Tsakayev. Her seferinde davaları almaları durumunda kendilerinin ve akrabalarının tehdit edileceği, işkence göreceği ve öldürüleceğinin kesin olduğunu söylediler. Organizasyonun müdürü olarak bu davaları almak için yeterli kabiliyetimiz veya kaynağımız olmadığı kararını verdim ve bunu bize gelen kurban ailelerine açıklamak zorunda kaldık.

Bu yüzden insanlar özel bir bilgi ve tecrübesi olmayan, ancak davaları almak için yeterince cesur olan Natalya Estemirova’nın olduğu Memorial’e gittiler. Onun ve meslektaşlarının adam kaçırma olayları ile ilgilendiklerini öğrendiğimiz zaman, ölümünden hemen sonraydı. Sadece cesurca değil aynı zamanda etkiliydi de ve işe yarayabilirdi. Ama Estemirova’nın öldürülmesi ile sonlandı. Bizim yapmayı reddettiğimiz şeyi yaptığını ve komitemizin ya kaybolma olaylarını takip etmesi ya da Çeçenya’dan ayrılması gerektiğini fakettim. En azından bu dürüstçe olurdu: ofisi kapat ve burada çalışmanın artık mümkün olmadığını söyle.

Ortak Mobil Takım

Ama bunun devam etmek için doğru yol olmadığına karar verdik. Çeçenya’da yaşayan avukatlarımız bu tür işleri alamazlardı, Estemirova ile aynı kaderi paylaşırlardı. Bu yüzden bizde ortak mobil takımlar (insan hakları ihlallerinin yoğun olduğu Rusya’nın diğer bölgelerinden daha önceden denenmiş bir sistem) kullanmaya başladık. Diğer bölgelerden avukatlarımız mesaili bir şekilde Çeçenya’ya gelmeye başladılar. Mesai grubu bir ay Çeçenya’da kalan ve sonra başkası ile değiştirilen üç kişiden oluşuyor. Şubemiz olarak Caharkale’nin merkezinde bir daire kiraladık. Burada resmi Soruşturma Komitesi’nin çalışmalarını kopyalıyoruz: Komite çalışanlarının çoğu da bir kaç aylığına Çeçenya’ya geliyor, bürolarında çalışıyor ve sadece aşırı gereklilik durumunda, tek başına olmamak kaydıyla bürodan ayrılıyorlar. Soruşturma toplantılarına giderken asla 3 kişiden az gitmiyorlar, bürolarında ve araçlarında kayıt cihazları var, yani herşey kaydediliyor ve yazılıyor, bir nebze de olsa korumaya yetiyor. Her görevlinin haftanın yedi günü 24 saat çalışan bir kişisel diktafonu var. Çalışanlarımızı korumak için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. Çeçenya’da yüksek teknoloji kullandığımız için itibara sahip olduk ve bu bile caydırıcı bir etken. Ancak bize ateş etmeye başlarlarsa, tabiki teknoloji de kurşunlar karşısında bir koruma sağlamaz.

Görevi yeni kaçırma olaylarının bir kaçını takip etmek ve Soruşturma Komitesi’nde neler olduğunu ve neden tek bir davanın bile gerçekten soruşturulmadığını çözmeye çalışmak olan ilk mesai grubu Çeçenya’ya 30 Kasım 2009’da ulaştı.  

9 dava aldık, avukatlarımız kurbanları temsil ederek duruşmalara resmen katıldılar. Tüm davalarda suçlamalar Ceza Kanunun adam kaçırma olaylarını kapsayan 126. maddesine dayanılarak yapılmıştı. Bu madde sonradan 105. maddeye (cinayet) dönüştü çünkü eğer bir kişi uzun bir süreden sonra bulunamamışsa o kişi muhtemelen artık hayatta değildir. Bu 9 davadan ikisi artık devam etmiyor: birinde kaybolmanın suç ile ilgili olmadığını kanıtlamayı başardık, diğerinde kurbanın akrabaları kendilerini tehlikeye attıklarını söyleyerek davayı almamıza karşı çıktılar ki bu anlayışla karşılanabilir. Üzerinde çalıştığımız kalan yedi davadan ikisi ile ilgili derinlemesine bir analiz yapalım:

Petrol Yönetimi

Estemirova, Apti Zaynalov adında genç bir adamın davasını takip ediyordu. Davayı daha sonra biz aldık. 2009 yılında Rusya’nın güneyindeki Saratov’dan Çeçenya’ya gelmişti. Tamamen temiz bir geçmişi vardı: birinci Çeçen savaşı (1994-96) sırasında kısa bir süreliğine ayrılıkçıların yanında savaşmıştı. O zamanlar savaşmayan var mıydı? Affedilmiş ve Saratov bölgesinde bir kaç yıl geçirmişti. Mısıra gidip eğitim görmek istedi ama olmadı, bu yüzden eve annesinin yanına gelmek istedi. Asla yapamadı.

26 Haziran 2009’da Çeçenya’ya geldi. Caharkale havalimanından bir taksiye bindi. Şehir merkezindeki Pervomayski caddesine kadar gitti, orada tutuklandı, araçtan dışarı sürüklendi ve sözde ‘petrol yönetimine’ (Çeçenya İçişleri Bakanlığı’na bağlı Devriye Koruma Servisi Özel Yönetimi) ait bir araca bindirildi. Bu servisin petrol sanayi yerlerini ve boru hatlarını koruması gerekiyordu ancak savaşlar sırasında petrol işleme altyapısı neredeyse tamamen yok edildikten sonra bu bölgede yapılacak çok az şey kaldı. Yönetimin bölümleri ne isterlerse onu yapıyorlar: bütün bir ordu, diğerlerinin aksine az önce adını andığım milletvekili Adam’ın kardeşi Şarip Delimhanov tarafından komuta ediliyor. Delimhanov klanı Çeçenya’da oldukça etkili. Kadirov Adam’ı öncelikli halefi olarak adlandırıyor, her ne kadar Adam uluslararası arananlar listesinde olsada.

Apti Zaylanov tutuklandı ve kayboldu. Annesi Ayma Makayeva savcılık ofisine gitti. 126. madde gereğince bir dava açıldı ama soruşturma için hiçbir şey yapılmadı. Ayma, Memorial’e gitti ve iki hafta sonra Memorial çalışanları şans eseri merkezi bölge hastanesinin cerrahi koğuşunda karnında silah yaraları olan ve sıkı izolasyon altında tutulan bir hastanın olduğunu keşfettiler. Bu kişinin Apti olduğu ortaya çıktı. Estemirova bölgeler arası Temsilciye (Rusya’da bulunan resmi yetkili bir makam) gitti, o da Estemirova’yı iki saat bekletti. Bu sırada Apti hastaneye girmeye çalışan annesinin gözleri onünde başka bir yere götürüldü.

Bir hafta sonra Temsilci ofisinden görevlilerin Apti’nin bir hastanede tutulduğu bilgisini aldıkları ve durumu kontrol etmeye gittikleri ortaya çıktı. Resmi belgede şöyle yazıyor: “Koğuşlardan birinde 28-32 yaşlarında 1,80-1,85 metre boyunda kafası sargılı bir genç kamuflaj üniformalı kimliği bilinmeyen askeri personel tarafından gözetim altında tutuluyordu. Korumalar ateş ederek ve öldürmekle tehdit ederek Temsilci’nin koğuşa girmesini engellediler.” Bu, bizim talebimizle yapılan soruşturmanın kaydedildiği bir iç belge. Üniformalı birileri Temsilcilik görevlilerine “bir adım daha atarsan ölürsün” diyebilir ve Rus kanunlarının cesur hizmetcileri de kuyruğunu kıstırıp kaçar.

Ondan sonra Zaynalov bir hafta daha hastanedeydi ve hiçbir şey olmadı. Kaçırılan kurbanın nerede tutulduğunu öğrenen temsilci onu serbest bırakmak için parmağını bile oynatmadı. Apti’nin artık hayatta olmadığını farz etmek mantıklı, fakat onun davasında annesi çok korumasız olduğu için çalışıyoruz. Eğer iyi eğitimli temsilciler, bu kişiler için arka ayaklarının üstüne kalkarlarsa, yaşlı bir Çeçen kadını halletmek onlar için hiç de zor olmaz. 

Hikayeyi anlatmak için yaşayan adam

Oldukça umutlu olduğum bir dava var. Soruşturma düzgün yapıldığından değil, yapılmadı. Ancak üzerinde çalıştığımız yedi dava içerisinde bu, kurbanın sağ kaldığı ve birinci elden tanıklık yapabileceği tek dava. Onun adı İslam Umarpaşayev.

Anne-babası 2009 Aralık ayında 26 yaşındaki oğullarının Caharkale’deki evlerinden alındığını ve kaybolduğunu söylediler. Tutuklanması için yasal hiçbir neden yoktu. Cep telefonundan internet yoluyla bir chat odasına girmiş ve Çeçen polisleri ile ilgili bazı övücü olmayan düşünceler yazmıştı. Bu farkedildi, tutuklandı ve dört ay boyunca tutuldu. OMON’un Caharkale’deki üssünde bir boru hattına zincirlendi. O zaman plan onu öldürüp bir militan olarak geçiştirmekti. Bodrumda tutulurken onu 9 Mayıs bayramı için hazırladıklarını gizlemediler: “Sana bir üniforma giydireceğiz, eline bir makinalı vereceğiz ve bir erkek gibi öleceksin!”

Birkaç nedenden ötürü serbest bırakıldı. İlk olarak mobil takımımız zaten Çeçenya’da faaliyet gösteriyordu, bu yüzden çabucak bir kargaşa çıkardık. AİHM’ye başvurduk ve onlarda hızlı bir şekilde tepki verdiler, bu da bilgi seferberliğimizle aynı zamana denk geldi. Olanlar kaçıranların Umarpaşayev’i bir militan olarak geçiştirmelerinin çok zor olacağı anlamına geliyordu. İkinci olarak telefon faturasını elde etmeyi başardık ve hemen nereye götürüldüğünü kanıtladık.

Dört ay sonra 2 Nisan 2010’da Caharkale’nin Oktyabrski polis merkezinden soruşturmacı Anzor Dışniyev şahsen İslam’ı OMON üssünden çıkardı. Ama onu serbest bırakmak için dört ay boyunca nerede olduğu bilmesi gerekiyordu. İslam’a tüm bu zaman boyunca Moskova bölgesinde olduğunu belirten bir ifade yazması sözünü verdirdi. Sonra gelip İslam’ın ifadesini yazmasını istemek için davaya bakan soruşturma görevlisi İsayev’i aradı. Ama ortaya çıktı ki, sebep olduğumuz kargaşa, Umarpaşayev davasının, en önemli davalara bakan Savcı Gayberkov’un dikkatini çekmesini sağlamış. İslam’ın eve gitmesine izin verildi ama Oktyabrski polis merkezine gidip dört aydır kaçak olduğu ve polisten şikayetçi olmadığı yönünde ifade vermek zorunda olduğu söylendi.

İslam tıraş olmamıştı, sakalı fazlasıyla uzamıştı. Onu almaya gelen babasına ve kardeşine teslim edildi. Belki de gerçekten gidip Moskova’da olduğu yönünde ifade verecekti ancak ailesi başka komploların hazırlanmakta olduğundan korkuyordu. Yakın zamanda Çeçen militanların sorumlu tutulduğu Moskova metrosundaki patlama İslam’a yüklenebilirdi. Bizden tavsiye istediler. Biz de mümkün olan en kısa bir sürede onu Çeçenya’dan çıkarma kararı aldık. O gece onu Moskova uçağına bindirdik ve oradan arabayla (takip eden olursa şaşırtmak için) Nijni Novgorod’a götürdük. Yolda İslam bize, orada tutulduğu ilk zamanlar dövüldüğünü ancak sonrasında sadece hırpalandığını anlattı. Ona iyi bir çiftçinin ineğine davrandığı gibi davranmışlar: yemek fena değildi çünkü düzgün bir militanın iyi görünmesi gerek.

Çeçenya OMON Birliklerine bağlı polisler, İslam’ın kaybolduğu öğrendiklerinde babasını ve kardeşini tutukladılar. İslam dönene kadar serbest bırakılmayacaklarını söylediler. Nijni Novgorod’da soruşturma görevlisi Dışniyev tarafından arandım ve bana da aynı şey söylendi. Hemen bana serbest bırakılacakları sözünü veren Çeçen İçişleri Bakanı Alhanov’u aradım. Serbest bırakılmamışlardı. Sonra Alhanov ile, polisin onları gerçekten serbest bırakmasından önce, hem bizi hem de onu aldattığını söylediğim bir telefon görüşmesi daha yaptık. Daha sonra ise polislerden birinin İslam’ın babası ve kardeşine “Alhanov umrumda değil, o sadece bir general ve ben Ramzan’ın (Kadirov) akrabasıyım. Ondan daha nüfuzluyum!” diye bağırdığını öğrendik.

İslam Umarpaşayev’i getirmem için resmi talepler almaya başladım. Bir mektubun Çeçenya’ya ulaşma süresine güvenerek her seferinde doğruları yazarak cevapladım ancak ona yetişemesinler diye İslam’ın yerini değiştirdim. Kedi-fare oyunu devam ederken Savcı Gairbekov’u kanunla görevi olduğu üzere ifadeyi onaylamaya ikna ettik. Umarpaşayev Nijni Novgorod’da ifadesini verdi ve ısrarlarımız sonucunda detaylı açıklaması dava dosyalarında yer aldı. İyice emin olmak için İslam’ı Rus İnsan Hakları Ombudsman’ı Vladimir Lukin ile görüşmeye götürdük, orada bir açıklama daha yazdık ve Çeçenya’ya bir kopyasını gönderdik.

Sonraki aşama İslam’ın OMON üssüne gitmesini ve tam olarak nerede tutulduğunu onaylamasını gerektiriyordu, ancak üsse girmemiz altı aydan uzun bir süre aldı. Gairbekov onun üsse girmesine izin vermeyeceklerini söyledi ve güven içinde “Burada yaşamak zorundayım, beni öldürürler” dedi. Hiçbir resmi adım atmadı: sadece bizi Umarpaşayev’i sorgu için ona götürmeğe ikna etmeye çalıştı. Bunu neden istediğini oldukça iyi bir şekilde anlamıştık ve devlet koruması talebinde bulunduk.

2010 Eyül ayının sonunda İslam’ı Caharkale’ye geri getirdik. Gairbekov onu görebilmeden önce bir haftalık bir bekleme oldu. İslam ve ailesinin silahlı bir koruması vardı. Bir gün bu koruma İslam’ın babasını OMON komutanı Alihan Tsakayev’e götürdü. Tsakayev 24 saat içerisinde tüm suçlamaların geri çekilmesini istedi, bunun karşılığında OMON’un ailesini sonsuza dek rahat bırakacağı sözünü verdi.

Bütün aileyi güvenli bir yere götürmemiz ve davayı daha üst düzey bir soruşturma görevlisine ya da başka bir bölgeye devretmemiz gerektiğini farkettik. Görevlinin Çeçenya’da hiçbir akrabası olmaması gerekiyordu. Rus Başsavcılığı Soruşturma Komitesine davayı almaları için dilekçe yazdık. Reddettiler ancak tarafımızdan yapılan dilekçenin tüm AB elçilik ve konsolosluklarına gönderilmesi ve AB İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg’den gelen baskının da yer aldığı bir politika mücadelesinden sonra dava başka bir birime, Kuzey Kafkasya ve Güney Federal Bölgesi Baş Soruşturma Departmanı’ndaki Özel Önem Taşıyan Davalar için Soruşturma Departmanı’na verildi. 2011 Ocak ayında Umarpaşayev’in davası İgor Sobol (Natalya Estemirova cinayetini soruşturan grubun lideri) tarafından alındı, iyi bir adam ve soruşturmacı. Nihayet başarı!

Sobol’un ilk adımı Tsakayev’i sorgulamak oldu ki bunu o zamana kadar kimse yapamamıştı. Bu açıkça bir formalite idi. Tsakayev muhtemelen Umarpaşayev adında birini tanımadığını söyledi. Sobol Tsakayev’e ertesi gün Umarpaşayev ile birlikte kurbanın olay yerindeki ifadesini doğrulamak için OMON üssüne geleceğini söyledi. Tsakayev bağırmaya başladı ve kimsenin onun izni olmadan bölgesine gelemeyeceğini, böyle bir şey olursa adamlarına ateş etmelerini söyleyeceğini söyledi. Ertesi gün İslam ile birlikte üsse gittik. Çok şükür ki ateş edilmedi ve İslam ifadesini doğrulayabildi.

Sobol elinden gelen herşeyi yapıyor. Eğer istediği bir rapor gelmezse komuta zincirinde adım adım yuarı çıkarak takip ediyor. Endişeli bir şekilde Çeçen İçişleri Bakanlığı’nın artık resmi koruma sağlamayacağını söyledi. Gerçekte koruma sağladığı da yoktu zaten. Son bir ay komşu cumhuriyette kalıyorduk ama en azından bir şeyin yanlış gitmesi durumunda bakanlığın sorumlu olmasını istiyordum. Sanırım Sobol’un faaliyetleri birçok kişiyi endişelendirdi ve yukarıdan biri İslam Umarpaşayev’i susturmaya kararlı. Bu yüzden aile şu anda Rusya’nın merkezinde bir orman evinde her türlü iletişimden mahrum ve sıkı koruma alntında yaşıyor.

Kremlin ve Kadirov’un Çeçenya’sı

Rus İçişleri Bakanlığı’nın Geçici Görev Gücü’nün ve FSB’nin, Çeçenya’daki durumun istikrarsızlaşmaması için Kadirov ve adamlarına dokunmamaları yönünde kesin emirler aldıkları benim için çok açık. Yani Bay Putin’in şahsi talimatları doğrultusunda (benim anladığım kadarıyla) Kadirov tam anlamıyla sınırsız yetkiye sahip.

Kremlin, Kadirov’u savaşa karşı tek alternatif olarak görüyor. ‘O bir canavar ama teröristleri ve Vahabileri kontrol altında tutuyor, eğer yargılanırsa kargaşa olur.’ Kadirov ve adamlarının tehditlerinin ve Strasburg’dan daha yakın bir yerde adaleti sağlamanın mümkün olmamasının birçok genci dağlara çıkmaya ittiğini de çok iyi biliyorum. Onlar sadece korkmaktan bıkmış durumdalar.

Eğer Kuzey Kafkasya’daki şiddet politikasının sorumlusu olan kişiler durumu Kadirov’un yardımı ile normalleştirebileceklerini düşünüyorlar ise, o zaman büyük bir hata yapıyorlar. Hiçbir yerdeki durum normale yakın değil, kötüleşiyor ve yavaş yavaş değil, giderek hızlanarak. Kadirov’un grubundaki ‘Çeçen albaylar’ın istedikleri herşeyi yapmak için sınırsız yetkileri var ve sınırsız güce alışmışlar. Profesyonel savaşçıları kendileri Rus kanunlarından üstün görüyor ve mutlak dokunulmazlığın tadını çıkarıyorlar. Stavropol ve Kranador’da harıl harıl arazi ve gayrimenkul ediniyorlar. Orada kendi sistemlerini kurdular. Çok büyük miktarlarda paraya erişebiliyorlar, sadece devlet bütçesinden de değil. Ve neredeyse Rusya’dan (kanunlarından, düzenleyici kuruluşlarından, hukuk sisteminden, FSB’den ve Soruşturma Komitesi’nden) bağımsızlar.

8 Eylül’de openDemocracy’de yayımlanan bu yazı Cavit Yılmaz tarafından Ajans Kafkas için Türkçeye çevrildi.