Umarov’un adamı Astemirov’dan su götürür iddialar

Kafkasya Emirliği’ hareketinin lideri Dokku Umarov’un ‘Kabardey’, ‘Balkarya’ ve ‘Karaçay’dan sorumlu kıldığı Anzor Astemirov, Washington merkezli Jamestown Foundation’ın yayımladığı North Caucasus Weekly’de yazan Kafkas kökenli gazeteci Fatma Tlisova’ya emirliği anlatırken tartışılacak iddialar ortaya attı.

Seyfullah lakabıyla tanınan 32 yaşındaki Astemirov, Abhazya Savunma Bakanlığı’ndan emekliye ayrılan Kabardey-Balkarlı General Sultan Sosnaliyev’in kendilerini desteklediğini öne sürdü. Tlisova, “Gözlemciler tarafından Kafkasya’da temel politik eğilim olarak görülen Kafkasya Emirliği fikrinin geliştiricisi ve destekçisi olarak biliniyor" notunu düştüğü Astemirov’u "Ataları bir zamanlar Kabardey’i yönetmiş bir Çerkes prensi” olarak takdim etti. Ortaya çıkışı, Amerikan yönetiminin Rusya ile ‘yeni soğuk savaş’ konsepti içerisinde Kafkasya’da sıcak bölgeler oluşturma arayışına giriştiği bir döneme denk gelen emirliğin önemsenen figürlerinden Astemirov, Umarov tarafından "Kafkasya emirliği mahkemesi"nin başkanlığına da atanmıştı. Astemirov’la röportajı Ajans Kafkas Türkçeye aktardı:

Central Asia-Caucasus Institute Analyst’te (Sayı 11, No: 3, 11 Şubat 2009) yayınlanan bir makalede yeni nesil bir lider, komutandan ziyade daha çok politikacı olarak tanımlanıyorsunuz. Yazar, entellektüel liderliğinizi ve gençler arasındaki yüksek popülaritenizi övüyor. Ayrıca politik yeteneğinizin sizi, Kafkasya ile ilgili olan herkesin yakın gelecekte temas kurmak zorunda kalacağı biri yaptığının da altını çiziyor. Dağıstan ve İnguşetya’ya kıyasla sizin ‘vilayetleriniz’ az çok daha istikrarlı. Bu sizin askeri zayıflığınızın mı, yoksa politik stratejinizin mi bir göstergesi?

Gözlemcilerin çoğu cemaatimizin temel yapısının Hamas gibi tanınmış diğer grupların yapılarından farklı olduğunu anlamaktan çok uzak. Liderlikte ayrı bölümler yok. Dini, politik ve askeri liderlik Emir’in elinde toplanmış durumda. Kararlardan o sorumlu.
Emirliğimizde bulunan vilayetteki istikrara gelince, biz şu anki aşamada askeri faaliyetleri şart koşmayan farklı bir programa göre çalışıyoruz. Zorunlu olduğu durumlar haricinde aşırı şiddete başvurmuyoruz. Yerel halk arasında düşmanlar görmüyoruz. İnsanları öldürmek yerine onları doğru yola çekmeyi tercih ediyoruz. Biz düşmanımızı çok iyi biliyoruz. Düşmanlarımız Nalçik’te konuşlanmış olan modern askeri teçhizatlı Rus Özel Güçler (GRU) askerleri. Onların ajanları yerel halkın arasında saklanıyor. Tabi ki yerel halk arasında hain ve muhbirlerle bir ağ kurdular. Bununla birlikte onların arasında adamlarımız var ve hainlerin isimleri uzun süre sır olarak kalmayacak.
Dahası, mevcut durum ile ilgili yazarken bölgenin politik ve sosyal çevresini analiz etmek gerekir ki bu cemaatlerin askeri faaliyetleri ve sivillerin dini ve temel insan haklarının ihlalleri ile ilgili bilgiler basında bir tabu olduğu için kolay değil. Dış gözlemcilerin haberlerde görebildiklerinden çok daha fazla operasyonu başarı ile gerçekleştiriyoruz. Sözde Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes’in nüfusunun büyük bir kısmı gizli ya da açık bir şekilde bizi destekliyor. Yönetim insanları silahlı mücadelenin yanı sıra çeşitli şiddet içeren direniş mekanizmalarına yönlendiriyor. Yani direnmeye karar verenler saflarımıza katılıyor. Ayrıca gelecek içinde bazı planlarımız var ama şu an için onları açıklayamam.

GRU’nun avcılarının sizi pusuya düşürdükleri ve size saldırdıkları söylentisi yayıldı. Ne oldu?

Savaştayız ve pusuya düşürüldüğümüz zamanlar olur. 20 metre uzaktan yoğun ateş açtılar ama yara almadan kurtulabildim. Hepimiz Allah’ın takdiri içindeyiz. O, askerlerini korur. Tekrar söylüyorum savaştayız.
Bununla birlikte her kaybımız askeri sebeplerden kaynaklanmıyor. Bu kış Kafkas gizli örgütlenmesinde Ebu Murat olarak bilinen çok değerli bir kardeşimizi ve uzun süredir bizi destekleyen General Sultan Sosnaliyev’i kaybettik. Sultan asil bir Çerkes ailesindendi. Resmi olarak üst düzey bir Rus ordu subayıydı. Emekli olduktan sonra Abhazya için özgürlüğü kazanan Abhazya Özgürlük Ordusu’nun kurulmasında büyük rol oynadı. Daha sonra Abhazya hükümetinde Savunma Bakanlığı’na atandı. Onun Şamil Basayev ve diğer gerilla liderleri ile olan dostluğundan çok az kişinin haberi vardı. Sultan’dan çok daha küçüktüm ama çok yakın akraba ve arkadaştık. Küçüklüğümden beri annesini tanıyordum ve Sultan’ın atalarımızın Rus kolonizmine karşı verdiği muhteşem mücadele hakkındaki hikayeleri ile büyüdüm. Sultan din kardeşimizdi, uzun süre boyunca danışmanımız ve strateji uzmanımızdı. O savaş alanında ölmeyi hayal ederdi ama onun ciddi bir hastalıktan ölmesi Allah’ın takdiri. Bu Kafkasya Emirliği için telafi edilemez bir kayıptır.

Birçok Çerkes milliyetçisi için Sultan Sosnaliyev model alınacak biriydi. Kafkasya Emirliği fikrini reddedenler bir yana, Rusya’ya karşı direniş fikrine muhalif olanlar için bile böyleydi. Sultan’ın direnişle olan ilişkisi konusundaki açıklamalarınız bir kuşku fırtınasına sebep olabilir. 

Allah inancı ve özgürlüğü için savaşabilecekleri ve kolaylıkla köle hayatı yaşayabilecek olanları seçer. Ben Sultan’ın son isteğini yerine getirdim.

10 Mart’ta Kabardey-Balkar İçişleri Bakanlığı ‘Silah’ isimli operasyonun yeniden başlatıldığını duyurdu. Bakanlığın bu operasyondaki amacı ruhsatsız silahları sivillerden satın almak. Duyuru önceki operasyonlardakine benzer sonuçlar verdi. Raporlara göre 2006-2008 yıllarında yapılan operasyonlarda İçişleri Bakanlığı tarafından 2 milyon ruble (800 bin dolar) harcandı. Sizin bilgileriniz bakanlığın duyurduğu bu bilgilerle uyuşuyor mu?

Miktar doğru ama sonuçlar doğru değil. Sonuçlar sadece kağıt üzerinde ve propaganda için gerekli. İnsanlar İçişleri Bakanlığı’na sadece 2. Dünya Savaşı’ndan sonra sakladıkları 10 ruble değerindeki eski tüfeklerini veriyorlar. Tabancı gibi daha ciddi silahları güvenlikleri için saklamayı tercih ediyorlar. Mesela, Makarov marka bir tabanca için İçişleri Bakanlığı 1000 ruble ödüyor (280 dolar). Biz ise tabancanın durumuna göre 35 bin-55 bin ruble (845-1400 dolar) ödüyoruz.  Dahası bakanlığın tersine biz silahın nereden alındığını sormuyoruz. Kim olursa olsun kendisini bir soruşturmanın içinde bulmak ve hatta hapse girmek istemez. Sonuç olarak biz silah sahibi oluyoruz, bakanlık da para harcıyor.

İnsanlara silahlar için bakanlığın ödediğinden daha fazla para ödemek için yeterince zengin olmalısınız. 29 ocak 2009’daki açıklamasında Kuzey Kafkasya anti-terör operasyonunun komutanı Arkadi Yedelev, gerilla gruplarının Araplardan ve batılı ülkelerden büyük mikttarlarda finansal ve ek destek aldıklarını ifşa etmişti. Bu doğru mu?

Batıdan ya da Arap ülkelerinden finansal destek aldığımız kesinlikle yalan, bir efsaneden başka bişey değil. Büyük miktarlarda destek bir yana, az da olsa destek almış olsak her yönden çok daha başarılı olurduk. İç destek teknikleri oluşturduk ve sistematik bir hale getirdik. Ayrıca Şeriat askeri zekât (vergi) toplamamız için bize gayet açık kurallar sunuyor. Düzenlemeler ve emirler hazırladık ve komutan yardımcılarımız bu emirleri bölgelerimize yaydılar. Şu an ki durumda finansal ya da diğer türlü destekler her gerçek Müslüman için gönüllü değil zorunlu. Çünkü savaştayız. Belirlenen miktarın üzerinde hiçbir şey almıyoruz. Fakir aileleri ya da yönetim yüzünden acı çekenleri soymuyoruz, bunun yerine elimizden geldiği kadar onlara yardımda bulunuyoruz. Kanuna uymayı ya da görevini yerine getirmeyi reddedenler için idam da dahil olmak üzere bazı fiziksel cezalar var. Bununla birlikte insanlarımızı gereksiz şiddetten alıkoyuyoyuruz. Onlara silah yerine sözle ikna etmeye çalışmalarını tavsiye ediyoruz.

Yeni web sitenizde (www.islamdin.com) ekonomik kurtuluş, hatta Kafkasya Emirliği’nin bağımsız bir devlet olma konusunda başarısı için basitleştirilmiş bir proje yayınlanmış. Projeye göre, bölgenin doğal kaynakları akıllı bir şekilde idare edilmesi halinde zengin bir devlet olması için yeterli. Ekonominin temel unsurlardan biri ihracat yada ticarettir. Kafkasya Emirliği’nin Şeriat kanunları ile yönetileceğini duyurdunuz. Şeriat kanunları Müslüman olmayan devletlerle ticaret yapmanıza izin veriyor mu?

Peygamber efendimizin hayatında, Şeriat kanunlarının Müslüman vatandaşlarının haklarını ihlal etmeyen ya da Müslüman bir ülke ile savaşta olmayan devletlerle ticaret yapmaya izin verdiği yönünde delil ve örnekler vardır. Baş etmek zorunda olduğumuz dünyadaki en kötü devlet, Kafkasya’yı kontrol edemez hale gelince, Kafkasya Emirliği Allah’ın izniyle canlanacak ve zenginleşecek.  CY/FT (Ajans Kafkas)

Jamestown Foundation’ın yayımladığı North Caucasus Weekly’de (Cilt: 10 Sayı: 11) yer alan bu röportajı Ajans Kafkas için Cavit Yılmaz Türkçeye çevirdi.